Çerkes ve Gürcü eğitmenler yetişiyor

ÖMER ÜRER - Düzce Üniversitesi (DÜ) bünyesinde açılan Çerkes ile Gürcü Dili ve Edebiyatı bölümlerinde okuyan 29 öğrenci, mezuniyetlerinin ardından Çerkezce ve Gürcüce eğitmenliği yapacak.

Çerkez ve Gürcü eğitmenler yetişiyor -
BARIŞ ZENGİN - ÖMER ÜRER - Düzce Üniversitesi (DÜ) bünyesinde açılan Çerkez ile Gürcü Dili ve Edebiyatı bölümlerinde okuyan 29 öğrenci, mezuniyetlerinin ardından Çerkezce ve Gürcüce eğitmenliği yapacak.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kenti ziyaretinde yaptığı öneriyle çalışmalarına başlanan Çerkez ile Gürcü Dili ve Edebiyatı bölümleri rektörlük tarafından açıldı. Fakülte bünyesinde eğitime başlayan Çerkez Dili ve Edebiyatı Bölümü Türkiye'de ilk, Gürcü Dili ve Edebiyatı Bölümü ise ikincilik özelliği taşıyor.
Öğretim üyesi ihtiyaçları Adige Cumhuriyeti ve Gürcistan'daki üniversitelerden karşılanan bölümlerde, eğitim-öğretimin ilk iki yılında Çerkezce ve Gürcüce eğitimi verilmesi, ardından öğrencilerin seçmeli dersler aracılığıyla dil bilimi alanına yönlendirilmesi planlanıyor.
Mezun olacak öğrenciler, Çerkez, Gürcü dili, genel veya toplum dil bilimi alanlarında yüksek lisans yaparak, araştırmacı ve akademisyen olarak çalışabilecek, Çerkezce ve Gürcüce eğitmenliği de yapabilecek.
DÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Genç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Gül'ün üniversiteyi ziyareti esnasında, Rektör Prof.Dr. Funda Sivrikaya Şerifoğlu'na kültürlerin yaşatılması için çalışmalar yapılmasını önerdiğini söyledi.
"Rektörümüzün verdiği direktifler sonucunda kısa zamanda gerekli izin ve kararları alıp eğitim-öğretime başladık" diyen Genç, "Daha sonra rektörümüzle Adige Cumhuriyeti'ne gittik. Oradaki üniversite rektörüyle diyalog kurduk. Buraya üç hocamız geldi. Şu anda Çerkez Dili ve Edebiyatı bölümünde 17, Gürcü Dili ve Edebiyatı bölümünde de 12 öğrenci var. Ek kontenjandan ötürü sayımız bu sene biraz az. Seneye daha çok öğrenci olacağını düşünüyorum. Çerkez Dili ve Edebiyatı Türkiye'de ilk, Gürcü Dili ve Edebiyatı ise ikinci olarak üniversitemizde açıldı" şeklinde konuştu.
Verdikleri eğitimin kurs ya da seminer şeklinde değil, dil ağırlıklı olduğunu, bir profesör, iki doçent ve bir yardımcı doçentin görev aldığını aktaran Genç, öğrencilerin dil öğrenmeye başladığını anlattı.
Genç, şöyle devam etti:
"Ticari olarak iki ülkeyle ilişkilerimiz yüksek seviyede devam etmektedir. İnsanlar 'mezun olduktan sonra ne iş yapacağız' diye soruyor ancak Türkiye, dünyanın birçok ülkesiyle ticaret yapıyor. Biz de ülkeleri ziyaret ettiğimizde dikkat ettik, turizm ve ticaret potansiyeli yüksek. Mezun olduğu anda belki hemen iş bulamayabilirler ama az oldukları için bu sıkıntıyı uzun süre yaşamayacaklar.
Öğrencilerimiz arasında Çerkez ve Gürcü kökenli olmayanların sayısı hayli yüksek. Bu da bizi sevindirdi çünkü mesele tamamen dil uzmanlığına yöneldi. Ellerinde lisans diploması olacak ve zamanla tanınacaklar. ÖSYM sınavları döneminde lisedeki öğrencilere gerekli tanıtımları yaparak sayımızı artırmayı hedefliyoruz."
- Misafir öğretim üyeleri
DÜ'ye Çerkezce öğretmek için Adige Cumhuriyeti'nden geldiğini belirten Filoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mira Khachemizova da bir ay içinde öğrencilerle anlaşıp konuşmaya başladıklarını vurguladı.
"Belki seslerde biraz zorlukları olabilir ama Çerkezcenin okuması ve yazmasıyla ilgili sorun yaşamayacaklar diye düşünüyorum" diyen Khachemizova, "Geldiğimiz üniversite de bizden çok şey bekliyor. Sürekli bizden haber bekliyorlar, ne yaptığımızı soruyorlar. Elimizden gelenin en iyisini yapıp yüksek verim almamız gerekiyor. Orada da Türkiye'den arkadaşlarımız var. Bize ihtiyaç olduğu sürece burada kalmayı düşünüyorum. Mümkün olduğu kadar Türkçeyi de öğrenmeye çalışıyorum" şeklinde konuştu.
Adige Cumhuriyeti'nden gelen Doç. Dr. Ruzana Doleva ise gramer üzerine, Çerkezce dilinin yapısına ilişkin ders verdiğini anlatarak, "Öğrencilere biraz zor geliyor ama yapabiliyorlar. Daha önce hiç bilmeyene öğretmek elbette çok zor. Çerkezceyi merak eden herkesin buraya gelmesini istiyorum" ifadesini kullandı.
Doç. Dr. Susana Shkhalakhova ise öğrettikleri alfabeyle Türkçe alfabe arasında yazılış ve harf sayıları açısından çeşitli farklılıklar bulunduğuna dikkati çekerek, "Gayret gösterince alfabeyi tamamen öğrendiler. Şu anda sesleri yazabiliyorlar ama cümle bazında yazıya dökmede sıkıntıları var. Amacımız, mezun olduklarında hızlı okuyup yazmalarıdır. Başaracaklarına inanıyorum" diye konuştu.
Gürcü Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Enes Yılmaz, dedelerinin 93 Harbi'ndeGürcistan'dan Amasya'ya göç ettiklerini, ailesinin konuşmayı çok iyi bildiğini ve Gürcü olduğu için dilini öğrenmek istediğini söyledi.
"Dille ilgili bilgileri, alfabeleri, her şeyi öğrenmek istedim. O yüzden bu bölümü seçtim, önünün açık olacağını düşünüyorum" diyen Yılmaz, şöyle konuştu:
"Birçok araştırma yaptım. Türkiye'de sadece üç üniversitede bulunduğu için istihdam konusunda sıkıntı yaşamayacağımızı düşünüyorum. Alfabeden öğrenmeye başladık. Gürcü alfabesinde 33 harf olduğu için biraz zamanımızı aldı. Dil bilgisini hocamız bize kolaylaştırarak anlattığı için hızlı öğrendik. Şu anda arkadaşlarımın hepsi kendini rahatça ifade edebileceği seviyede. Buraya gelmeden önce 'merhaba, nasılsın' gibi kelimeleri söyleyebiliyordum. Ailemiz de konuştuğu ve kulak aşinalığı olduğu için rahatça anlayabiliyoruz.

13 Ocak 2014 Pazartesi 

Adıgey’de Anavatana Geri Dönüş Günü

adige
Adıgey Cumhuriyetinde 1 Ağustos Geri Dönüş Günü kutlamaları için hazırlıklar başladı. Adıgey Cumhuriyeti’nde üst düzey yetkililer, Geri Dönüş Günü hazırlıkları komitesi ile bir toplantı düzenledi.
1 Ağustos’ta ülke yönetimi anavatanlarına geri dönenlerin ve tüm Adige halkının katılacağı bir kutlama yapacak.
Yapılacak kutlamalarda birçok sergi ve konser yapılacak. Gazeteciler arasında düzenlenen “Ataların toprağında. Geçmiş ve Gelecek Arasında” isimli yarışmanın sonuçları açıklanacak. Geri dönüşçülerin yeni doğan bebeklerine hediyeler verilecek.
Geri dönüşçülerin adaptasyonu konusunda, onları ilgilendiren ve kaygılandıran konuların konuşulabileceği yuvarlak masa toplantıları düzenlenecek.
Adıgey Devlet Kütüphanelerinde ve Milli Müzede kitap fuarları açılacak. Adıgey Sanat Kolejinde 18-20 Temmuzda öğrencilerin ‘Köklere dönüş’ isimli sergisi gösterilecek.
1 Ağustos’ta Devlet Filarmoni Orkestrası konser verecek. Konserde geri dönüşçüler arasından sanatçılar da çalacak. Konserin ardından tüm halkın katılımıyla bir Adıge düğünü düzenlenecek.
1 Ağustos Adıgey Devlet Başkanı’nın kararıyla, Adigelerin 1998’de Kosova’dan anavatana dönüşlerinin kutlandığı Geri Dönüş Günü ilan edildi.

Krasnodar Adige Xase’den Türkiye’ye Adıgece Çıkışı

asker
Krasnodar Adige Xase Başkanı Asker Soxt Türkiye’deki Kafkas toplumunda da süregelen bir tartışmaya katılarak, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Latin alfabesiyle hazırlamış olduğu Çerkesçe ders kitaplarına tepki gösterdi.
Kafkasya’daki Adigece eğitimin Kiril alfabesiyle verildiğini ve mevcut tüm literatürün Kiril alfabesinden müteşekkil olduğunu söyleyen Soht, Türkiye’nin Latin alfabesi dayatmasının bir asimilasyon politikası olduğunu iddia ederek Rusya Federasyonu’nu bu asimilasyona karşı diplomatik düzeyde harekete çağırdı.
Soht’un diplomatik düzeyde çağrısının altında yatan saik ise Türkiye’deki Çerkes toplumunu, Ermeniler ve Rumlar gibi  “azınlık” statüsünde kabul ediyor oluşu. Oysa Türkiye’deki Çerkes toplumu teknik-hukuki olarak “azınlık” statüsünde kabul edilmiyor.
Tartışmada taraflardan Latin alfabesini savunanların savı, Latin alfabesiyle Adigece’nin daha kolay öğrenebileceği iken, Kiril alfabesini savunanlara göreyse verili literatür Kiril alfabesinden oluşuyor ve bu literatür yok sayılmamalı.
Tartışmalar Milli Eğitim Bakanlığı’nın Adigece’nin orta okullarda seçmeli ders olarak okutulması için yapılan yasal düzenlemeler ardından başlamıştı.
Krasnodar Kray Adıge Xase başkanının Türkiye’deki Çerkeslerin anadili haklarının korunması ile ilgili yaptığı açıklamayı aynen yayınlıyoruz:
10. Dünya Çerkes Birliği Kongresi’nin hazırlık aşamasında olduğumuz şu günlerde Kuban Çerkes Cemiyeti Kongre temsilcilerinin Türkiye’deki Çerkes azınlığın anadil haklarının güvence altına alınması ile ilgili kaygılarını size iletmek istiyorum.
Bilindiği üzere 2015’de Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı Çerkesçenin eğitimi için Latin alfabesinin kullanımına karar verdi. Türkiye hükümetinin aldığı bu karar Türkiye’de yaşayan Çerkesler üzerindeki asimilasyon politikasının devamı niteliğindedir. Bu kararın temelini oluşturan taslağı hazırlayanlar Çerkesçe dilinde başlangıç, orta veya yüksek eğitim namına herhangi bir eğitim almamış, anadilini gerçekten bilmeyen, on yıllardır halkın yazılı mirası olarak biriken Adıge edebi eserlerinden bihaber amatörlerdi.
Çerkes toplumunun bugün karşılaştığı problemlerin çözümü, diasporada yaşayan Çerkeslerin etnik ve kültürel anlamda karşılaştıkları problemlerin çözümünde yatıyor. Burada, Çerkes diasporasının bulunduğu ülkelerin hükümetlerinin, Çerkes azınlıkların anadilini muhafaza konusuna yaklaşımı çok önemli.
Halkların etnik kimliklerini koruması ve anadilini muhafaza etmesi kesin bir yasal haktır. Bu yasa Uluslararası ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmeleriyle düzenlenmiştir. Bu hak, BM Deklarasyonu’nda, Avrupa Konseyi’nin azınlık haklarının korunması ile ilgili sözleşmesinde, CSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Komisyonu) Kopenhag insani boyut toplantısı sonuç bildirgesinde, azınlıkların anadili hakkıyla ilgili Oslo tavsiyelerinde, azınlıkların eğitim haklarıyla ilgili Lahey tavsiyelerinde, düzenlenmiş yasal bir haktır. Bizler, Türkiye’nin azınlıkların anadili hakkı konusundaki politikasını, uluslararası alanda tanınmış tüm bu haklara aykırı bir politika olarak görüyoruz.
Çerkesler Rusya Federasyonu’nda yaşayan kadim halklardır. Yönetim şekillerini Rusya Federasyonu yapısı içerisinde cumhuriyet şekli olarak seçmişlerdir. Rusya Federasyonu Anayasasına ve Adıgey, Karaçay-Çerkes, Kabardey-Balkar Cumhuriyetleri Anayasalarına göre Adigece devlet dili statüsüne sahiptir ve Adigecenin alfabesi Kiril alfabesi olarak belirlenmiştir.
Diasporada yaşayan Çerkesler, buna Türkiye’de yaşayanlar da dahildir, nüfuslarının yoğunluğuna bağlı olmaksızın azınlık statüsüne sahiptir. Dilleriyle ve alfabeleriyle Çerkes halklarının bir parçası olarak görülmelidirler.
Adıgey, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes 80 yıl önce alfabelerini Kiril olarak belirlemiştir. Filoloji araştırmalarını ve dil öğretimini o zamandan beri başarılı bir şekilde sürdürmektedir. Enstitüler ve üniversiteler bu meseleyle yakından ilgilenmiş, konu hakkında bir çok araştırma yürütmüş ve kitaplar basmıştır. Böylece halkımızın tüm yazılı kültürü Kiril alfabesi kullanılarak oluşturulmuştur. Bu çabayı ve birikimi göz önünde bulundurmayan her türlü faaliyet gözümüzde Çerkes halkını kültürel mirasından mahrum bırakmaya yöneliktir.
Günümüz dünyasında, özellikle globalleşme sebebiyle, farklı halkların dünyanın farklı bölgelerine yerleşmesi sıklıkla görülen bir olgudur. Fakat dünyanın hiçbir ülkesinin aklına, ülkelerinde yaşayan azınlıkların alfabesini değiştirmek gibi bir uygulama gelmemektedir. Ermeniler, Yahudiler, Gürcüler, Türkler ve kendi vatanları dışında yaşayan tüm azınlıklar resmi alfabelerini kullanmaktadırlar. Aynı zamanda bu uygulamanın Türkiye’de sadece Çerkeslere uygulandığına da dikkat etmek gerekmektedir. Türkiye’deki Gürcü, Ermeni ve Rum gibi tüm azınlıkların alfabeleri muhafaza edilmektedir.
Bütün bu sebeplerden dolayı, 10. Dünya Çerkes Birliği Kongresi’nde Rusya Federasyonu’na, Türkiye’deki Çerkes azınlığın alfabelerinin korunmasına yönelik diplomatik düzeyde hareket etmesi için başvuruda bulunulması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca, 10. Dünya Çerkes Birliği Kongresi Türkiye hükümetine, Çerkes azınlığın varlığını resmi olarak tanıması için başvuruda bulunmalı. Bunu Çerkeslerin temel hak ve özgürlüklerinin anayasal güvence altına alınması için yapmalı. Bunu Türkiye’nin Çerkeslerin dil ve kültürünü muhafazası için tedbir alsın diye yapmalı. Bunu dil ve kültürel hakların muhafazasında uluslararası işbirliğini mümkün kılmak için yapmalı. Bunu Çerkeslerin kendi alfabelerinde yazılan kitapları anlayabilmeleri için yapmalı. Kongre, bu başvuruyu, Türkiye, Avrupa Konseyince tanınmış azınlık haklarını ihlal ettiği için yapmalıdır.
Dünya Çerkes Birliği’nin bu konuda hukuki, açık ve net bir tavır alması gerektiğini düşünüyorum.
Krasnodar Kray ‘Adıge Khase’ Başkanı A. Soht



                                                      Сочи - Soçi




Abhaz Düğünü Uluslararası Düğün Festivali'nde Büyük İlgi Gördü

Dünyanın en büyük etnografik parkı olan Rusya Etnografya Müzesi'nde (ETNOMIR) düzenlenen ve dünyanın dört bir yanından düğün törenlerinin tanıtıldığı etkinlikte, Abhaz Düğünü en büyük ilgiyi gördü ve büyük beğeni topladı. Moskova'dan Sputnik koordinatörü Nara Papba'nın bildirdiğine göre Moskova Abhaz Diasporası ve Abhazya Cumhuriyeti Kültür ve İş Merkezi tarafından sponsorluğu yapılan Abhaz Düğün seramonisinin etnografik sunumu, Abhaz kültürünün zenginliğini ve özgünlüğünü başarıyla yansıtırken, ETNOMIR'deki 4. Uluslararası Düğün Seramonileri Festivali kapsamındaki etkinlikler arasında en geniş izleyici sayısına ulaştı.

Kaynak: Sputnik Apsny

                                                              Abkhaz(Аҧсуа)


Abhazlar (Abhazca:Аҧсуа, Apsva veya Apsua; Abhazya’da yaşayan Güney Kafkas halkı. Gürcistan dışında en büyük Abhaz nüfusuTürkiye’dedir. Türkiye’deki Abhazların ataları 19. yüzyılda diğer Çerkes boylarıyla birlikte Ruslar tarafından sürgün edilmiştir. AyrıcaRusya Federasyonu, Kazakistan ve Ukrayna’da da Abhaz nüfusu vardır. Kuzey Kafkasya’da yaşayan Abazalar ile Abhazların aynı kökenli olduğu kabul edilir.

Adlandırma

Rusya ve Rusçadaki kullanımı birbirine yakın iki formda görülen ISO 639 kodu abk (Abhazca аҧсуа бызшǝа) ve abq (Abazacaабаза бызшва) olan ve ikisi birlikte Kuzeybatı Kafkas dilleri ailesinin Abhaz-Abaza dilleri grubunu oluşturan dilleri konuşan halklar içinTürkiye'de ayırt etmeksizin yalnızca Abaza adı kullanılır. Yani Abhaz (Абхаз) ve Abazin (Абазин) Abazaların iki grubuna Rusçada verilen adlardır. Abhazya’daki Abazalar “Abhaz”, Rusya’ya bağlı Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde yasayan Abazalar “Abazin” olarak adlandırılır. Rusça aracılığıyla geçtiği Batı dillerinde de genellikle böyle kullanılır. Türkçede ise yüzyıllardır var olan “Abaza” adı böyle bir ayrım içermez. O yüzden Abaza etnik kimliğinin alt kimlikleri olarak Apsuva (Rusların Abhaz dedikleri) ve Asuva (Rusların Abazindedikleri) kullanımı da görülür. Rusçada Abhaz denen Abazalar (Apsuvalar) Türkiye'nin iç-batı bölgelerinde (İzmit, Adapazarı, Düzce, Bolu, Bursa-İnegöl, Kütahya, Bilecik ve Eskişehir) yoğunlaşmışken, Rusçada Abazin denen Abazalar (Asuvalar) ise iç-doğu bölgelerinde (Bilecik, Eskişehir, Samsun, Amasya, Tokat, Yozgat, Zonguldak, Bartın, Sivas, Kayseri, Adana) yerleşmişlerdir.[9]

Tarih

Abhazlar 780 li yıllardan sonra Abhaz Kralı yeğenini Gürcü Kralı oğlu ile evlendirmesinden sonra Abhaz ve Gürcü Krallıkları birleşmiş daha sonra Gürcü Krallığına dönüşmüştür.1570 yılında iç işlerinde serbest olmak kaydı ile Osmanlı Devletine bağlanmış daha sonra 1830 yıllarında Rus Çarı nın bölgeye ajanlar göndererek istila hazırlıkları başlatılan Abhazya da Halk Osmanlı ve Rus yanlısı olmak üzere ikiye bölünmüştür.1864 yılında Rus işgali ile özellikle bugün ki Soçi bölgesinde yaşayan Abhaz lar çok büyük kayıplar vermiş ve Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kalmışlardır.
Abhazya, 1917 Devrimi'nden sonra, kendisi de bir Gürcü olan Stalinin türlü zorbalıklarıyla Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti’ne dahil edildi. 1921’de Gürcistan’a Kızıl Ordu’nun girmesinin ardından Abhazya, Gürcistan SSC içinde ayrı bir Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti idi. Statüsü 1931 yılında Gürcistan SSC içinde özerk cumhuriyete indirildi. Sovyetler Birliğidöneminde, tarım ve turizmin gelişmesine bağlı olarak Abhazya’daki Ermeni, Rus ve Gürcü nüfusu iyice arttı. Abhazca okullar neredeyse kapanma noktasına geldi. 1989 sayımına göre Abhazya’da yalnızca 94.000 Abhaz vardı ve bu da özerk cumhuriyetin nüfusunun %18’ini oluşturuyordu. Geri kalan nüfusun büyük bölümü Gürcüler (%45), Ermeniler (%15) ve Ruslar'dan (%14) meydana geliyordu.
1992-1993’te Abhazya Özerk Cumhuriyetinin bağımsızlığını ilan etmesi ile çıkan savaşta Gürcü işgalciler Abhazya'ya girdi.Ama dünyanın çeşitli yerlerinden gönüllü olarak gelen Abhaz, kuzey kafkas kökenli halklar, Ermeni gönüllüler, dağlı halkların ve Rus ordusunun yardımıyla gürcü askerlerinin büyük ve çok ağır bir yenilgiye uğratmışlardır. Sonrasında Abhaz nüfusu oranı %45’e değin yükselmiştir. Bugün Abhazya’nın geri kalan nüfusu ise RuslarErmenilerGürcüler (yalnızca Gali bölgesinde), Yunanlar veYahudilerden oluşmaktadır. Bugün Abhazya nüfusunun 250.000 dolayında olduğu söylenmekle birlikte, kesin sayının ne kadar olduğu bilinmemektedir.

Din

Abhazlar'ın genel dini İslam'dır. Fakat Abhazya nüfusunun çoğunluğu Ortodoks Hrıstiyan'dır. Ayrıca pagan olanlar da vardır. 7 Kutsal Anıkha vardır. Bölgede Hıristiyanlık, Bizans İmparatoru I. İustinianus dömenide, 6. yüzyılda yayıldı. Fakat Abhazlar ilk defa 1. yüzyılda Hrıstiyanlığı Simon ve Andrew adında iki havarinin Abhazya'yı ziyaretiyle tanıdılar. Andrew Simon ile Abhazya'da ayrıldı ve Simon burada kalarak halka Hristiyanlığı öğretti. 55 yılında Romalı lejyonerler tarafından Novy Afon şehrinde öldürüldü. Kafkasya'nın ilk Hristiyan bölgesi Pitsunda şehridir ve Kafkasya'nın ilk Hristiyan cemaati Pitsunda'da kurulmuştur. Öte yandan pagan döneminden kalma inançların güçlü biçimde korunduğu görülür.
16. yüzyılda Osmanlı din görevlilerinin ve Adigelerin etkisiyle bölgeye İslam dini de girdi. Bölge büyük ölçüde Müslümanlaştı, ancak 1860’larda Müslümanlar göç etmek zorunda kalınca Hıristiyanlar çoğunluk haline geldi.

Abhaz Mitolojisi

Başlıca Abhaz tanrı ve tanrıçaları:
Afi: Yıldırım tanrısı
Ançva Şana: Annelik tanrıçası
Ankı: Toprak tanrıçası
Arıs: Savaş tanrısı
Aşxua Mekepsis: Denizciler tanrısı
Atana: Bilgi ve akıl tanrıçası
Aynarjiy: Madencilerin,taşçıların ve heykeltıraşların tanrısı
Aytar: Hayvancılık tanrısı
Azveypşa: Orman ve av tanrısı
Caca: Tarım tanrıçası
Ceres: Tarım tanrısı
Gunda: Bal ve arıcılık tanrıçası
Haniya: Sağlık tanrıçası
Mışındaw: Deniz tanrısı
Nanı/Anan: Bal ve arıcılık tanrısı
Sawına: Değirmencilik tanrıçası
Şefsı: Madencilik tanrısı
Tsıwına: Bolluk ve bereket tanrıçası
Zızlan: Tatlı suların tanrıçası
Ziwawa: Yağmur tanrıçası

Abkhaz
(Аҧсуа)
Abkhaz-deputatklk.jpg Flag of Abkhazia.svg
Önemli nüfusa sahip bölgeler
 Türkiye39,000 – 500,000[1][2][3][4]
 Abhazya122,040[5]
 Gürcistan(Abhazya dışında)3,527[6]
 Rusya11,366[7]
 Suriye5,000 – 10,000[4]
 Almanya5,000[4]
 Ukrayna1,458[8]
Abhazlar
Abhaz kadınlar